hayvanlar alemi 

dikkat dikkat. gördüğüne inan duyduğuna sakın inanmacı kitle. bu sözüm sana. konserve alırdın değil mi sen. o konserve ne olurdu. yani neyin konservesiydi ya da ne konservesiydi. tüm bu aynı soruların cevabı da 'ilginçtir' aynı. balık. evet balık konservesiydi. (şöyle bi film adı olabilir mi acaba... " Balık, Konser ve Si" . olmaz sanırım) neyse senin yediğin peki o balık konservesinin içinde ki nasıl bi türdü. evet sen balina seversin hep. zaten sen çin de öleyim başka bi şey daha istemem demez miydin hep... heey kitle. ilk satırda bahsi geçen kıitle. o yediğin balık konserveleri balina değil, bilhassa fil ve penguendir. ensenizdeyim kendinize dikkat edin. bu arada fazla ortalarda da dolaşmayın...  

galeriye gitmek için lütfen buradan

 

 

lara sand city

4 ay sonra, ardında tek bir iz bırakmadan yok olacak ama Bu şehri gezenler, gördüklerini ömür boyu unutamayacak!

14 Haziran  20 Ekim 2006 tarihleri arasında, Antalya Lara-Beach'te, bu eşsiz görsel şölene katılabilirsiniz. bazı günler özel aktivitelerle daha da renklenen sergi alanı, sürekli yayınlanan müzikle ziyaretçileri daha da içine çekiyor. 

heykeller 22 ülkeden 55 sanatçı tarafından özel olarak getirilen nehir kumu ve tutkallar kullanılarak yapılmış.

galeriye gitmek için lütfen buradan

www.larasandcity.com

 

 

reklamlar

reklamın iyisi kötüsü olmaz. reklam reklamdır. bunu söyler durur pek bi genel kitle. ancak reklamın iyisi de kötüsü de olur diyen bi kitle daha var ki, bunlar da gag heyecanıyla gelişmiş ali atıf bir görünümündedirler. bir konu var ki reklamla ilgili çok önemli bir parçayı teşkil etmekte bu sektöre. o da yaratıcılık

kimine göre hamamdaki ilk göz yaşı, kimine göre papatya yağı, kimine göre "it's a big ad...blah blah" kimine göreyse "it's a big big world"...

gezelim görelim bakalım neler var neler yok...

 

 

 

the land of the sun - lycia

bugünkü  adıyla teke yarımadası. bundan uzun yıllar önce fethiye ve antalya körfezleri arasında kalan bu yer likya idi. bölge kendine özgü coğrafi yapıdan dolayı kendine özgü mimari eserlere sahip. likya yolunu garanti sponsorluğunda doğa ve trekking severlere kazandıran arkeolog kate clow'la yolculuğumuzun ilk günü ekin hotel'de karşılaştık. 5 etap tamamladığımız likya yolu fotoğraflarının yer aldığı galeriye mutlaka bir göz atın.

 galeriye gitmek için buradan

 

 

kelebekler vadisi 

kelebekler vadisi bilindiği üzere akdeniz kıyılarının güzel tatil köşelerinden fethiye-ölüdeniz'e sadece bir bot yolculuğu mesafesinde yer almaktadır. bu bot mesafesini günlük tur olarak değerlendirirseniz kelebekler vadisine teğet geçmiş (!) olucağınızı düşünmekte son derece haklısınız. geldim gördüm kaldım diyenlerdenseniz, bu galeri özleminizi biraz daha artırmaya bire bir. :D                                                                            

                                                                                    fotoğraflar:chato

 galeriye gitmek için buradan

 

 

70'li yılların sigaraları

zaman çizelgesindeki yerleri tozlu raflara kaldırılmak olan geçmiş yılların sigaraları kimimize nostalji havası, kimimize ise şaşkınlık rüzgarları yaşatacak. kaçak olanları, bandrollü olup şu an pazarda yer bulamayanları hepsi bir arada. vee ekstra olarak: biz bunları hangi kibritlerle yaktık. sigaralar ve kibritleri... 

galeriye gitmek için buradan

kabak koyu  

fethiye'den  3 saat civarında kabak koyu'na doğru giden yolun sonundan 30 dakikalık bir yürüyüşle koya geldiyseniz yanınızda çadırınız ve aklınız da huzur dolu bir kaç hafta var demektir. yok eğer günübirlik geldiyseniz muhtemelen yolunuz kelebeklerden de geçmiştir ve buraya ilk geldiğiniz andan itibaren aşinasınızdır. kabak koyu huzurla dolu minimum turistik mekan. doğa seni çağırıyor.

fotoğraflar:chato

 galeriye gitmek için buradan

 

 

harikalar diyarı 

ankara büyükşehir belediyesinin sincan'da yaptırdığı harikalar diyarı parkının masal adasından görüntüler sizleri bu galeri de bekliyor. park daha çok çocuklu ve piknik sever ailelere hitap etse de sincana gitmeye üşenenler için şip-şak'ta... 

galeriye gitmek için buradan

 

 

beylerbeyi sarayı

Boğaziçi köprüsü'nün Asya'daki ayağının bulunduğu Beylerbeyi, Bizans’tan beri saraylara tahsis edilmiş güzel bir semttir. Beylerbeyi sarayı 1861-1865 yıllarında, eski ahşap bir sahil sarayının yerinde Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılmıştı.

Cephe ve iç dekorasyonda Doğu ve Türk motifleri, Batı süs öğeleri ile birlikte kullanılmıştır. Üç katlı yapı harem ve selamlık bölümlerini ihtiva eden 26 oda ve 6 salondan ibarettir. Otantik mobilyalar, halılar, perdeler ve diğer eşya olduğu gibi korunmuştur. Denize bakan cephe süsleri, bakımlı bahçe ve orta bölümdeki havuzlu salon ile spiral merdivenler dikkat çeken yerlerdir. Arka yamaçta bir büyük havuz, teraslar ve türünün güzel örneği at ahırları yer almıştır. 1970'li yıllara kadar kullanılan eski ana yol bir tünel ile saray bahçesinin altından geçmekteydi. Sahilde iki küçük seyir köşkü bulunan sarayda devlet misafirleri de ağırlanırdı. Müze-saray yıl boyu ziyarete açıktır.

 galeriye gitmek için buradan

 

 

iznik - nicaea

Roma, Bizans ve Erken Osmanlı dönemlerine ait çok sayıda eser, tarihsel kent dokusu içinde bugün de yaşamaktadır. İznik Hristiyanlık dünyasının önemli olaylarına sahne olmuştur. Senato Sarayında 325 yılında I. Konsil, 787 yılında İznik Ayasofya Kilisesi'nde 7. Konsil toplantıları yapılmıştır. 1331 yılında Osmanlı egemenliğine giren İznik, gerçek ününü XIV ve XVI. yüzyıl arası en parlak çağını yaşadığı çiniciliği ile yapmıştır. Bugün bütün dünya müzeleri İznik Çinilerini en kıymetli eser olarak ziyaretçilerine sunmaktadırlar. 

 galeriye gitmek için buradan