online music

portecho

"mtv ema" için oylamaya katılın...

elektronik dans muzigi diye lanse edilisine cok da takılmadığım,
zira içinde elektronik dans müziğine değin öğeler barındıran,
ama müziği kategorize etmekten uzaklaşabilen müzikseverler için elektronik dans müziğinden daha fazla şey ifade eden
portecho
ingilizce sözlerine "rağmen" istanbula çokça yakışır, doğru zamanda doğru yerde karşımıza çıkar..

balanstaki performanslarında 300den fazla kişi çılgınca dans etmiştir, hatta konserin sonunda birkaç tane kendinden geçen genç sahneye fırlamıştır dans etmek için.
"batı" müziği yapmaktadırlar...hepimiz gibi bu diyarlardan da beslenmektedirler... onları iyi yapan müziklerinin yerli gruplardan daha "batılı" olması değil, sadece iyi müzik yapmalarıdır. müziklerine gösterdikleri bu özeni fotoğraf çekiminden, çekilecek olan kliplerine kadar göstermeleri verdikleri büyük emeğin ve bu işe olan inançlarının ve sanatçı kişiliklerinin göstergesidir..çok seviyoruz..yakından takip ediyoruz kendilerini...

edit: ayrıca onla bunla karşılaştırmamak lazımdır..zira müzik sidik yarışına benzemez

ekşi 'den alıntıdır

ekşi 'de portecho

portecho.com

www.portecho.org

www.myspace.com/portecho

cylob

14 yıldır çeşitli tarzlarda elektronik müzik icra etmekte kendileri.ilk kayıdını 1993 yılında piyasaya sürdü. o tarihten itibaren 5 albüm ve 15 single çıkardı.www.durftal.comkendisine ait diğer bir web sitesi ancak bu sitede bir kaç arkadaşıyla beraber kendisine ait mixleri bulabilirsiniz. müzik yapmak onun için yaşantısının bir parçası olduğu için sürekli olarak avrupa ve zaman zaman da diğer yerlerde dj lik yapmaktadır.

www.cylob.com

www.myspace.com/cylob

ekşisözlük 'te cylob

xlover


XLover 4 kisiden olusuyor. Aslinda biraz uluslararasi grup uyelerinden olussa da yine de Londra'dan cikma bir grup diye tanimlaniyorlar... "Pleasure ve Romance" adli albumleri ovguye deger!!! Herkesin edinmesi gereken bir album...

Bir Cumartesi gecesi Londra'da bir partide birbirlerini bulmuslar. Nina Rai gruba en son katilan uye, grubun diger erkek elemanlariyla XLover'i kurmak icin bulusmayi kabul etmis bir partide. Amaclari son derece sexy ve supersonic music yapmakmis.. Bu da Nina'ya son derece heyecan vermis..

Grubun diger uyelrinden Bryan Black Amerikali asilli bir muzisyen. Prince ile calismis uzun bir sure, ancak gruptan ayrilmis, ve amaci eski grup uyelerine bu isi nasil yapilacagini gostermekmis.. Prince ona gore muzigi unutmus ve Purple Rain'den devam etmekmis Bryan'in amaci yeni bir grupla... XLOver boyle olusmus kafasinda!

Nina "Disi Prince" olarak aniliyor. Sadece gorunusu degil, sahnede biraktigi izle de Prince'e rakip gorulyormus. Sahnede bir sex bombasindan, kucuk bir kedicige ve cehenmeden gelen yaratiga kadar uzaniyormus kisiligi...

Oliver Grasset ise Fransiz asilli bir muzisyen.. Oncesinde Dirty Harry ile calismis...

Scott Fairbrother ise Death in Vegas ile ve Client ile calismis...

CD'lerini Felix Da Housecat'e ve DJ Hell'e biraktiktan sonra kendilerini Felix ile calisirken bulmuslar... Daha oncesinde DJ Hell kendilerini Gigola Love Parade'e davet etmis.. Sahne performanslarini cok begenen DJ Hell kendilerini Gigolo Records'a baglamis hemen! Arkasindan Berlin'deki gosteriler, Londra'da bir yigin konser, Scissors Sisters'la ayni sahneyi paylasmak gelmis.... Vivienne Eastwood'un moda show'undan sonra kendilerini album calismalarina adamislar.. "Pleasure and Romance" albumlerinde Princess Superstar, Felix Da Housecat ve Jon Klein (The Cure, Souxsie and The Banshees) ile calismalarini bulmak mumkun!

purelectronic'ten alıntıdır

www.xlover.net

amanda lear

1946'da çinli bir anne ve fransız bir babanın çocuğu olarak hong kong'da dünyaya geldi. aslında electro kategorisinde karşınıza çıkması saçma çünkü kendileri 70lerin disco kraliçesi. aynı zamanda modellikte yapmış. uzun yıllar avrupa'da özellikle italya'da yaşamış. hatta uzun bir süre pek çok tablosunda yer aldığı salvador dali ile birlikte yaşamış. bir ara david bowie ile birlikteliği olmuş. kendilerinin liste başarılarından bahsetmeye bile gerek yok. sanatıyla ve özel yaşamıyla gündemi o zamanlar epey meşgul eden amanda lear karşınızda. peki neden bu sayfada? sesinin güzelliğine dikkat çekmek istedim. kendisinin cinsiyeti bilindiği halde(isteyen arar bulur öğrenir) hala günümüzde bile transeksüel olup olmadığı tartışılmaktadır.

amandalear.tripod.com

ekşisözlük 'te amanda lear

miss kittin

2000’lerin en popüler ve önemli elektro, neo-wave ikilisi “Miss Kittin And The Hacker” daha önce çeşitli zamanlarda ülkemizi de ziyaret etmişlerdi.
Vokalde, Caroline Herve (aka Miss Kittin) ve Micheal Amato (aka The Hacker)’dan oluşan ikili, 1996 yılında, arkadaşlarının plak dükkanının altındaki stüdyoda kaydettikleri, grubun unutulmaz elektro pop hit’i “Frank Sinatra” ile müzik dünyasına girer. O dönemlerde Gigolo Records’un temellerini atmakta olan “DJ Hell”, Miss Kittin and The Hacker’ın ilk EP’si “Champagne”i çıkarır. Aynı EP’nin içinde Eurythmics’in eskimeyen pop hiti “Sweet Dreams”in de muhteşem bir versiyonu vardır. Beklenmeyen bir başarıyla grup çeşitli festivallerde, binlerce insanın önünde sahneye çıkar. Ünleri yeraltı elektro piyasasında ve klüplerde yayılmaya başlar.

2001 yılına kadar çeşitli EP’ler ve solo çalışmalarla devam eden ikili, sonunda ilk albümü “First Album”ü, Gigolo Records etiketiyle piayasaya sürer. Avrupa ve Amerika’da albüm ciddi bir başarı elde eder.

İlk albümlerinin başarısıyla Miss Kittin ve The Hacker, elektronik müzik piyasasından önemli isimlerle birikte çalışmaya başlar. The Hacker çeşitli gruplara remix’ler ve prodüksiyonlar yaparken, Miss Kittin, Sven Vath, Golden Boy, T.Raumschmiere, Ellen Allien gibi sanatçılarla ortak plaklar yapmaya devam eder. 2004 yılında, Tobi Neuman ile prodüksiyonunu üstlendiği ilk solo albümü “I Com” u çıkarır Miss Kittin. Mute Records / EMI etiketiyle piyasaya sürülen albüm, tüm dünya listelerine girer ve albümden çıkan ilk single “Professional Distortion” MTV’de de oldukça fazla istek almaya başlar. Albümünün çıkışıyla yoğun bir turneye çıkan Miss Kittin, en son “Sevgililer Günü”nde albümünden son single “Happy Valentine”ı çıkarır.

balansmusichall.com 'dan alıntıdır.

www.misskittin.com

le tigre

nefistirler. ilk albümlerine de kendi adlarını* vermişlerdir. uyutmaz, uzunca bir aradan sonra dinlendikten sonra bir süre başka bir şey dinletmez. şakacı ve zekidirler. siklemez dururlar ama ciddidirler. gerçekten sanat yaptıkları iddiasında, muhalif, esprili, süper bir alegorileri vardır. bazan cdlerini yutmak, birine köpürdüğümde, ya da hiç sebep yokken sol kasığımdaki düğmeye basıp birkaç şarkılarını karnımdan söylemek isterim. mesela deceptacon veya lets run'ı.
son kertede, chicks on speed'e bir kadın kolektifi tevazusu altında hayat, can verdiklerine inanıyorum. nitekim 99 cents'te adları geçiyor ve albüm, buram buram onlar kokuyor. demek neymiş; gruplardan biri arts and crafts işlerine bakıyorken, diğeri hanna barbera
kartuunlarından müzik damıtıyormuş.

ekşisözlük'ten alıntıdır

www.letigreworld.com

lcd soundsystem

Müzik dünyasının en popüler adamı, kafayı inek çanlarına takmış, sahip olduğu binlerce plaklık bir denizin içinde yaşayan, asosyal, sıkılgan bir indie rockçı eskisi olan James Murphy muhtemelen. Müzik basınınca 21. yüzyılın ilk müzikal dehalarından biri olarak kabul edilen Murphy, LCD Soundsystem ve DFA prodüksiyon ekibinin arkasındaki beyin olarak, 2001 yılından beri, bir yandan indie rock janrına yeni bir yön çizerken, diğer yandan da pop piyasasına hakim ulemanın da iştahını açıyor.
Ancak, bu oldukça kıllı, müzisyenden ziyade bir sapığı çağrıştıran James Murphy'nin hikâyesi direk başarılarla başlamıyor. Klasik bir banliyö veledi olan Murphy'nin hayatının ilk plağı yerel bir plakçıdan, kapağını beğendiği için aldığı, The Birthday Party'nin 'Nick The Stripper' 12'liği olmuş. 90'lı yıllarda Amerikan punk gruplarının konserlerinde ses mühendisi olarak çalışan eleman, daha sonra Pony diye bir posthardcore grubu ve sonrasında da Speedking diye bir grupta çalmış. Bağımsız müzik piyasasının da aslında gayet muhafazakar ve çıkarcı olduğunu fark eden Murphy, elini eteğini bir müddet piyasadan çekmiş ve kendini ses üzerine çalışmaya ve kendi stüdyosunu kurmaya vermiş. Bu esnada giderek dans müziğine ilgi duymaya başlayan Murphy'nin kaderi, İngiliz prodüktör/programcı Tim Goldsworthy ile tanışmasıyla değişmiş. Beraber DFA'yi (Death From Above) kuran ikili, 2001 yılında The Rapture'ın "punk funk" dönemini başlatan E.P.'si "Out Of The Races Onto The Tracks"a yaptıkları prodüksiyonla ilgi odağı olmuşlar. The Rapture'ın bir disko klasiği olan 'House Of Jealous Lovers' 12'liği ve "Echoes" albümüne yaptıkları prodüksiyon da ünlerini perçinlemiş. O zamandan bu yana müşterileri arasında Le Tigre, Fisherspooner, Radio 4, UNKLE, N.E.R.D. ve Nine Inch Nails yer alıyor. Öte yandan Britney Spears ile denenmiş ve sonradan vazgeçilmiş kayıtlar, Janet Jackson'ın da cevap verilmeyen telefonları söz konusu.

radikal'den alıntıdır. (yazının devamı)

www.lcdsoundsystem.com


freezepop

Freezepop, Electro-Pop ve Electroclash tarzı müzikler çalıyor. Yaz sıcaklarında, özellikle küçükken, hepimiz “meyve aromalı buz”lardan bolca tüketmişizdir. Adını bu “meyveli buz”lardan alan Freezepop grubunun üyeleri 1999 yazının sıcaklarıyla ancak bir Synth-Pop grubu kurup serin müzikler yaparak baş edebileceklerini düşünmüşler; böylece Freezepop hayat bulmuş.2001’de yayımlanan ilk albümleri Forever ve bunu takip eden 2004 tarihli Fancy Ultra-Fresh ile hatrı sayılır bir hayran kitlesi edinen Freezepop, Synth-Pop’un 2000’li yıllardaki en önemli temsilcilerinden biri olmakla kalmayıp 2002 yılında ABD’de “en iyi Synth-Pop grubu” seçildi. Şarkılarının tamamını Yamaha’nın QY-70 model sequencer’ıyla üreten Freezepop’un müziği her zaman çok renkli. The Duke of Pannekoeken ve The Other Sean T. Drinkwater’un harika ritim ve melodilerini vokalist Liz Enthusiasm’ın hipnotize edici sesiyle süsleyen Freezepop; Depeche Mode, The Human League, Kraftwerk, New Order, Erasure gibi grupların izini sürerken, indie müziğin Magnetic Fields, Stereolab gibi önemli isimlerinin etkilerini de taşıyor.80’lerin Synth-Pop ve Elektro-Pop’unu modernleştirerek bizlere harika şarkılar sunan Boston'li grup Freezepop, Neu Party & Fırat San organizasyonuyla daha önce Türkiye’ye gelmiş ve bir kaç performans sergilemişti!